Ana içeriğe atla

Kayıtlar

KİTAP "ARDIÇ KONUŞMASI" (M. AKAY)

Duvar Gazetesi yazarı Enver Topaloğlu 13 Mayıs Cumartesi yazısında kitabımdan bakın şöyle söz etmiş:

(Mehmet Akay’ın “Ardıç Konuşması” adıyla yayımlanan yapıtı NoKitap’ın okurla buluşturduğu dördüncü kitap. Akay’ın ilk kitabı “Gece Metrosu”. Doruk yayınlarından 1997’de yayımlanmış. Akay çok yönlü bir şair. Şiirin yanı sıra sanat, edebiyat, şiir dergilerinde yirmi yılı aşkın süredir eleştiri, inceleme, deneme, anlatı türlerinde de yazılar yayımlıyor. İkinci yapıtı “Fener Bekçisi Gülizar’ın Aynası” adını taşıyor. Bu tematik şiiri kitabı 2000’de Türkiye Denizciler Sendikası tarafından yayımlanmış. Akay ayrıca “Dâhiler ve Aşkları” kitabı için Charles Bukowski üzerine bir inceleme yazmış. “Aşk Üzerine Düşünceler” kitabına da katkıda bulunmuş.
“Ardıç Konuşması”nda Mehmet Akay, şiirin diliyle zaman zaman geciken adımlarını, zaman zaman adımları arasındaki boşluğu kurcalıyor. Daha büyük bir boşluk için konuşuyor. Şiirin o boşluktan geleceğini bilerek konuşuyor:
"Gitmek dönmek için
ölmek doğ…
En son yayınlar

ADALYA KÜLTÜR EDEBİYAT SEÇKİSİ - 6

ADALYA KÜLTÜR EDEBİYAT SEÇKİSİ'nin 6 sayında şiirimle yer aldım. Ancak şiir eksik ve yazdığım biçimden (editöryal veya dizgi hatası nedeniyle) farklılaşmış şeklde gördüm. Okuyucularım, araştırmacıların ve antoloji hazırlayanların 'Medusa' şiirin aslının aşağıda sunduğum şekliyle dikkate almalarını rica ediyorum





Medusa
Seni yanlış
bilmişler. Düşman
sandılar seni. O bakışındaymış
meğer. Acımadan
mıhlanan. Deniz, gök, dağ,
insan. Sensiz kalmak istiyor
karşına çıkan her… Oysa taş kesilir
sonsuzluk. Ayıbın
bu işte. Gözlerin Medusa,
ne çok sevdi
bizi. Bugün tebriz günü
nereye baksak
taşız yine. Çok sev Medusa,
çok sev bizi
taş kesilelim
taş.

NOT: KAMUOYU VE DERGİ EDİTÖRLERİNİN DİKKATİNE... Herhangi bir dergiye yazı veya şiir verdiğimde (kesinlikle benden istenmediği sürece hiçbir dergiye yazı ve şiir yollamam!) ürünlerime editöryal müdahale ancak sayfa boyutu veya dil hataları temelinde olmalıdır. Bunun ötesine geçip yazıma veya şiirime müdahaleyi doğru bulmuyorum. Eğer dil yanlışı varsa bana yay…

Şiirde Tutarsızlık

ZİYAFET*
Korunmalı elbet çıtaların ve yüksekliğin onuru Hazı’ın sırtındaki kambur. Köprü direkleri. Öğlenin göğü Sağlam birer iskelettir hepsi-çekip alındığında- yüz görünümü O sırtlan gölgeliği. Kaçık su. Kırbacım olur musun. De Sade köprüsünde-bu sabah Hükümran sesin. Gümüşlerin birbirine vuruşu. göğse inişi. gövdeden akışıyla-kekremsi –ziyafetim benim!
Gümüşlerin birbirine varışı. Birkaç saç teli Kapıyı vuran ziyaretçi. Sen kimsin? Akıp giderken Perdeler kornişlerinden ve kirişlerinden utanarak Ayetlerden indiriler izbeler Sensin Ziyafetim benim Bu öğle saatinde Görüntüler nesneler arasında görünmez olan Bir bavulun dişlerinde ıslak yelpazelerde Korunmalı onurun-hakkında iyi şeyler söylenmeli
Bir ölüm gibi gerçekleşen bu şiirde. / Ece Apaydın
Şiir ifade etmek istediği düşüncelerde hem fikir olmalıdır. Şiirde tutarsızlığa yer yoktur. Şair ne düşündüğünü bilmelidir. Yukarıda örneklediğimiz şiir tam da bu tutarsızlığa örnek bir şiirdir. Genç şairlerimizin şiirlerini kurar…

Sabahattin Kudret Aksal ve Şiir

Sabahattin Kudret Aksal ve Şiir

Özgür Demirci Resmine Genel Bir Bakış:

Özgür Demirci Resmine Genel Bir Bakış:
Geçmişe Tutunmak Ve Medeniyetleri Erkek Ve Kadın Bedeninden Okumak
Özgür Demirci’nin tuval veya kâğıt üzerine yağlı boya çalışmalarının genelinde “geçmişe tutunmak” izleğini yakalamak olası. Bu çoğu tabloda “parmak” uzvuyla hissettirilmeye çalışılır. “Geçmişe tutunmak” eleştirisiz, total anlamda sahiplenmek değildir, yapılmak istenen “parmak izi” olarak anlamlandırılacak nitelikte tarihte iz bırakacak kişiliklere, mitoslara, düşüncelere dikkati çekmektir. Genel anlamda bedensiz sunulan uzuvlarla ile bir anlatım benimsenmiştir. Daha çok “parmak” uzvu kullanıldıysa da bazen bu “meme” (kadın göğsü), “el”, “kol”, “ayak”, “göz” gibi bedensiz uzuvlar aracılığıyla da bu ifade edilmeye çalışmıştır.
Özgür Demirci’nin bu soruşturması medeniyetler temelinde yapılmaktadır. Papirus resimleri, Tanrı Ahura Mazda yorumlaması, Hazarfen Ahmet çelebi, Levni ve Osmanlı minyatürlerine atıflar doğu medeniyetiyle ilgisini ortaya koymaktadır. İktidar, bilim ve sanat iliş…

Ali Elmacı Resmine Genel Bir Bakış:

Ali Elmacı Resmine Genel Bir Bakış:
“Çaresizlik”
Resimde en önemli şey anlatımdır. Ancak pek çok ressam anlatımı sanatsal tarz olarak benimsemeyebilir, yalnızca renklerle veya  Yayoi Kusama gibi anlamı dışlayan simetrik  şekillerle de bir ifade biçimi yaratabilir. Sanat her zaman anlam peşinde koşmayabilir ama bize bir şey anlatır, anlatmak zorundadır. Bu sanatçının iç dünyası veya yaşadığı toplumla girdiği ilişkiyi, etkilenmeyi de anlatabilir. Aslında sanat en özgür alan olarak kalmalı. Absürt bir başkaldırıya bile soyunmalıdır. Aksi takdirde Dadaizm’in, Absürt Tiyatronun sanattaki yerini anlayamayız. Sanat bireysel bir çabanın ürünü olarak ortaya çıkar. Bu karakterinden dolayı topluluk tarafından ya kıskanılmış ya inkâr edilmiş ya da topluluğun nizamına eklenmeye çalışılmış. Din, ideolojinin sanat üzerinde belirleyiciliği günümüze kadar güncel kalmış bir olgu oldu.

Oysa sanatı, sanatsal yaratıyı din, ideoloji gibi pek çok kurumsal düşüncelerden uzak tutmak gerekir. Bu şekilde sanatı…

Harun Antakyalı Resmine Genel bir Bakış:

Harun Antakyalı Resmine Genel bir Bakış:

"Öfke"
Oldum olası sanatçıların bir felsefi, arka planı olması gerektiğine inandım. Hayatla kurdukları kontağın önce fikir ekseninde cereyan etmesini isterim. Herman Bahr’ın resim üzerine söz ettiği gibi  “yazısız felsefe” tarihine kendini ait hissetmesini beklerim. Eğer bu gerçekleşirse Goethe’nin “Duyular aldatmaz, aldatan zihindir” sözü ile ilk temas başarıyla kurulur. Bu yalnız izleyici içinde değil eser sahibi içinde geçerlidir. Harun Antakyalı’nın resminde ben duyguya sadık bir algı yattığını düşünüyorum. Dolaysıyla resimlerinde öne çıkan temanın “öfke” olmasını hiç şaşırtıcı değil. Antakyalı dışavurumcu gelene ait bir sanatçı. Dışavurumculuğun en temel karakteristik özelliği  “gerçekliğin katili” olma durumuna sadıktır. Empresyonist gibi “gerçekliğe” sadık değildir.
Antakyalı manifestosunda seçtiği mekanlardan, kullandığı imgelerden söz eder. Antakyalı  yaşadığı çağdan haberdar ve sorunlarına duyarlı bir sanatçı. Resimlerini bu…