Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şaire Kısa Bir Yol haritası

Şaire Kısa Bir Yol haritası*
Biraz bilmişlik olacak ama şiir üzerine kısa bir yolculuk yapma zamanı geldiğini düşünüyorum. Şiir geleneğimizde önemli kırılma dönemlerini hepimizin kavraması gerekir.  Bu kırılma dönemlerine geçmeden önce sürecin kavramsal arka planına kısaca değinmekte yarar var. Çünkü süreç henüz ortaklaşamadı ve kendi içinde sorunlu.
Çok açık ki; Türk aydını henüz “modern”, “modernizm”, “çağdaşlık”, “postmoder” ve “avandgard” ayırımını üzerinde ortaklaşamadı. Dolaysıyla edebiyat ve sosyal alanlardaki bütün yazılar ortak bir bilgi üretmektense politik iddialar, didişmeler manzumesi olarak yazıldılar. Polemik düzeyinde değerlendirmek bile çok zor. Modern eskiye karşı yeniyi ifade eder (Habermas), yeni bir toplum, yaşam tahayyül etmektir. Modernizm bu tahayyülün içinde çözüm aramaktır. Postmodernse tahayyülün ötesine geçmektir. Avandgard tarihsel açıdan "öncü" olarak kabul edilse de modernizm bir tepkidir, ona karşı çıkış, yadsımaktır ama modernizmden de tamame…
En son yayınlar

Sanat, Sanatçı ve Özgürlük

Sanat, Sanatçı ve Özgürlük*
Uzun yıllardır üzerinde yazmak istediğim bir konuydu “Sanat, Sanatçı ve Özgürlük” ilişkisi. Sanatla ideoloji ve politika ilişkisi, solun sanata bakışı, modern sanat akımları ve avandgard sanat anlayışlarının sanat karşısında almış oldukları tutum üzerine pek çok kez yazdım ama sanat, sanatçı ve özgürlük ilişkisi üzerine somut olarak işleyen bir yazı yazmamıştım. Belki de çekindiğimden bu konu üzerinde yazmaya cesaret edememiştim. Çünkü kendinize yakın gördüğünüz çevreden aforoz edilme olasılığı vardı. Bu nedenle sürekli dolaylı olarak meramımı anlatmayı tercih ettim.
Ama artık dolaylı anlatmaktansa direk anlatmayı hatta özlü ve yalın anlatmayı tercih ediyorum. Belki dan güvenimin yavaş yavaş kazanmamdan kaynaklanıyordur. Bilemiyorum.
Platon ve Aristo’dan tutun Rousseau’dan Saint Simon’a, Victer Hugo’dan Valles, Pisarev, Nekrasov, Tolstoy’a pek çok isim sanatı devrimin, toplumsal ilerlemenin karşısında küçümser. “Bir Rus Rafel’i olmaktansa bir Rus kunduracıs…

Şiirde Tutarsızlık

ZİYAFET*
Korunmalı elbet çıtaların ve yüksekliğin onuru Hazı’ın sırtındaki kambur. Köprü direkleri. Öğlenin göğü Sağlam birer iskelettir hepsi-çekip alındığında- yüz görünümü O sırtlan gölgeliği. Kaçık su. Kırbacım olur musun. De Sade köprüsünde-bu sabah Hükümran sesin. Gümüşlerin birbirine vuruşu. göğse inişi. gövdeden akışıyla-kekremsi –ziyafetim benim!
Gümüşlerin birbirine varışı. Birkaç saç teli Kapıyı vuran ziyaretçi. Sen kimsin? Akıp giderken Perdeler kornişlerinden ve kirişlerinden utanarak Ayetlerden indiriler izbeler Sensin Ziyafetim benim Bu öğle saatinde Görüntüler nesneler arasında görünmez olan Bir bavulun dişlerinde ıslak yelpazelerde Korunmalı onurun-hakkında iyi şeyler söylenmeli
Bir ölüm gibi gerçekleşen bu şiirde. / Ece Apaydın
Şiir ifade etmek istediği düşüncelerde hem fikir olmalıdır. Şiirde tutarsızlığa yer yoktur. Şair ne düşündüğünü bilmelidir. Yukarıda örneklediğimiz şiir tam da bu tutarsızlığa örnek bir şiirdir. Genç şairlerimizin şiirlerini kurar…

Sabahattin Kudret Aksal ve Şiir

Sabahattin Kudret Aksal ve Şiir

Özgür Demirci Resmine Genel Bir Bakış:

Özgür Demirci Resmine Genel Bir Bakış:
Geçmişe Tutunmak Ve Medeniyetleri Erkek Ve Kadın Bedeninden Okumak
Özgür Demirci’nin tuval veya kâğıt üzerine yağlı boya çalışmalarının genelinde “geçmişe tutunmak” izleğini yakalamak olası. Bu çoğu tabloda “parmak” uzvuyla hissettirilmeye çalışılır. “Geçmişe tutunmak” eleştirisiz, total anlamda sahiplenmek değildir, yapılmak istenen “parmak izi” olarak anlamlandırılacak nitelikte tarihte iz bırakacak kişiliklere, mitoslara, düşüncelere dikkati çekmektir. Genel anlamda bedensiz sunulan uzuvlarla ile bir anlatım benimsenmiştir. Daha çok “parmak” uzvu kullanıldıysa da bazen bu “meme” (kadın göğsü), “el”, “kol”, “ayak”, “göz” gibi bedensiz uzuvlar aracılığıyla da bu ifade edilmeye çalışmıştır.
Özgür Demirci’nin bu soruşturması medeniyetler temelinde yapılmaktadır. Papirus resimleri, Tanrı Ahura Mazda yorumlaması, Hazarfen Ahmet çelebi, Levni ve Osmanlı minyatürlerine atıflar doğu medeniyetiyle ilgisini ortaya koymaktadır. İktidar, bilim ve sanat iliş…

Ali Elmacı Resmine Genel Bir Bakış:

Ali Elmacı Resmine Genel Bir Bakış:
“Çaresizlik”
Resimde en önemli şey anlatımdır. Ancak pek çok ressam anlatımı sanatsal tarz olarak benimsemeyebilir, yalnızca renklerle veya  Yayoi Kusama gibi anlamı dışlayan simetrik  şekillerle de bir ifade biçimi yaratabilir. Sanat her zaman anlam peşinde koşmayabilir ama bize bir şey anlatır, anlatmak zorundadır. Bu sanatçının iç dünyası veya yaşadığı toplumla girdiği ilişkiyi, etkilenmeyi de anlatabilir. Aslında sanat en özgür alan olarak kalmalı. Absürt bir başkaldırıya bile soyunmalıdır. Aksi takdirde Dadaizm’in, Absürt Tiyatronun sanattaki yerini anlayamayız. Sanat bireysel bir çabanın ürünü olarak ortaya çıkar. Bu karakterinden dolayı topluluk tarafından ya kıskanılmış ya inkâr edilmiş ya da topluluğun nizamına eklenmeye çalışılmış. Din, ideolojinin sanat üzerinde belirleyiciliği günümüze kadar güncel kalmış bir olgu oldu.

Oysa sanatı, sanatsal yaratıyı din, ideoloji gibi pek çok kurumsal düşüncelerden uzak tutmak gerekir. Bu şekilde sanatı…

Harun Antakyalı Resmine Genel bir Bakış:

Harun Antakyalı Resmine Genel bir Bakış:

"Öfke"
Oldum olası sanatçıların bir felsefi, arka planı olması gerektiğine inandım. Hayatla kurdukları kontağın önce fikir ekseninde cereyan etmesini isterim. Herman Bahr’ın resim üzerine söz ettiği gibi  “yazısız felsefe” tarihine kendini ait hissetmesini beklerim. Eğer bu gerçekleşirse Goethe’nin “Duyular aldatmaz, aldatan zihindir” sözü ile ilk temas başarıyla kurulur. Bu yalnız izleyici içinde değil eser sahibi içinde geçerlidir. Harun Antakyalı’nın resminde ben duyguya sadık bir algı yattığını düşünüyorum. Dolaysıyla resimlerinde öne çıkan temanın “öfke” olmasını hiç şaşırtıcı değil. Antakyalı dışavurumcu gelene ait bir sanatçı. Dışavurumculuğun en temel karakteristik özelliği  “gerçekliğin katili” olma durumuna sadıktır. Empresyonist gibi “gerçekliğe” sadık değildir.
Antakyalı manifestosunda seçtiği mekanlardan, kullandığı imgelerden söz eder. Antakyalı  yaşadığı çağdan haberdar ve sorunlarına duyarlı bir sanatçı. Resimlerini bu…